Saturday, August 27, 2005

HOŞ KOKULU LİMAN: HONG KONG


HOŞ KOKULU LİMAN:
HONG KONG
Yazı: Savaş ŞENEL

Fotoğraflar: Sait TAŞÇI

Hong Kong’ta suyu külahta verirler, şaşırabilirsiniz.




Ünlü şehir Hong Kong

235 adanın üzerinde kurulmuş olan HK’un kara alanı 1092 kilometrekare. 2003 yılı kayıtlarına göre 7,394,107 insanın yaşadığı ve nüfus yoğunluğunun çok fazla olduğu HK’ta, nüfusun %98’ini Çinli Han Sülalesinin soyundan gelenler oluşturuyor. Çince ve İngilizce HK’un resmi dilleri. 1840 ve1997 yılları arasında, HK’un Çin’e devredilmesinden önce, gelecekteki belirsizlik insanları ürkütmüş. Sonradan bir kısmı geriye dönse de, iyi eğitimli ve varlıklı büyük bir nüfus HK’u terk edip Avustralya, Amerika, Kanada gibi ülkelere yerleşmiş.
Koşuşturmaca
Bura insanı da, günde 10-12 saat şirketlerinin hayallerini gerçekleştirmek için koşturmak zorunda. Sonra onların da “ben nerde hata yaptım’ diyerek ‘ev’deki sorunları çözmek için seminerlere gittiklerini düşünüyor insan. Vapur iskelesinde “Keep walking” yani “Yürümeye devam edin” yazıyor tabelalarda. Dünyanın bir çok yerindeki “Bekle, biraz daha bekle” kültürüne tersti bu durum. Yine bir çok yerde “Dikkat: Kaygan Zemin” tabelasını görebilirsiniz. Aslında bu tabelaya ülkemizde de ihtiyaç var. Şirketlere, kurumlara, üniversitelere ve iktidar partisinin hükümet ettiği binalara bu tabeladan ‘mebzul’ miktarda asılmalı.

Hareketli Besinler
İnsanlar hareket halinde olunca yemekler de harekete geçiyor. Bazı kafelerde masaların ortasında dönen bir düzenek var, yiyecekler önünüzden geçiyor. Siz, gündüz maişet peşinden koşuyorsunuz, dinlenirken de onlar sizin önünüzden geçiyor. Akşamları, ülkece TV seyretme rekorumuzu tazelerken yemeklerin, meyvelerin önümüzden geçmesi iyi bir fikir gibi geliyor. Gerçi uzun reklam araları sırasında bu ihtiyaçlar giderilebilir, ama reklamları da en diziler kadar sevenler olabilir.


Kalabalık ama düzenli
Kalabalık bir kent olmanın “berbatlaşma” sebebi olmadığı HK’ta, belediye bir çok şeyi düzenlemiş. İnsanlar sıraya giriyor, sakince bekliyor. Siz kazara birine çarpsanız bile, o dönüp “af edersiniz” diyor. Olayın başka boyutlarını araştırıp, çocukluğunuza inip, hangi kötü kasıtla bunu yaptığınızı tahlil etmiyor. Bu “ecnebi” memleketinde kavga çıkarmanın gerçekten zor olduğu hemen fark ediliyor.



İlgililer uyuyor mu?Bu şehirde, tabelalar çok dikkat çekiyor. İstanbul esnafı kıskançlıktan çatlayabilir. (!) Bir caddenin üzerinde, caddeyi boydan boya zafer takı gibi geçen devasa tabelalar görebilirsiniz.

İnsana ulaşma çabası
H.K’ta , tüketiciye doğrudan ulaşma çabası var. Yollarda iyi giyimli ve size gülümseyerek el ilanı vermeye çalışan bir çok sempatik insana rastlayabilirsiniz. İnsanların, ‘mesajdan’ önce ‘elçiye’ baktığını anlamışlar. Onca reklam içinde boğulan ürünlerini, sizin için farklı kılmaya, sizin gündeminize sokmaya çalışıyorlar. İstemiyorsanız “Hayır, teşekkür ederim” demeniz yeterli. Ama bir eğitimciyseniz, el ilanlarını dağıtanların çoğunu öğrenciye benzettiğiniz için, onlara moral vermek amacıyla yada emeğe saygı düşüncesiyle, Çince el ilanlarını bile alabilirsiniz. Yalnız, Çinli olmayanlar, diğer milletlerden olan elemanlar, sizi ikna etmek için otelinize kadar takip edebilirler. (!)



Toza hasret kalırsınız
Onarım yapılan kocaman ve güzelce giydirilmiş binalar görebilirsiniz. İçinden acayip sesler gelebiliyor ama toz gelmiyor. Bu durum yoldan geçen insanları şımartıyor(!). Yolda yapılan çalışmalarda, sözgelimi kazı yapan aletin ucu bezlerle sarılıyor ve toz kaldırması engelleniyor. Ayrıca bir işçi de sürekli olarak kazı yapılan yeri suluyor, böylece toz kalkmıyor. Çözüm odaklı olmanın getirdiği bir yöntem.





Pilav Kokan Şehir
Honk Kong, “Güzel Kokulu Liman” anlamına geliyor. Aslında “Pilav Kokulu Liman” da HK’u tanımlayabilir. Bir çok sokak, deniz ürünü ve haşlanmış pirinç kokuyor. Pilav onlar için zaten ekmek işlevi görüyor. Ekmek için ayrıca ve sık sık talepte bulunmanız gerekebilir.


Che Guevera ve Noel Baba

Yeni yıla yakın bir dönemde gittiyseniz HK’a her yerde “Noel Baba” imajını görürsünüz. Che Guevera’dan sonra en çok Noel Baba’ya acıyor insan. İkisi de reklam sektörünün oyuncakları olmuşlar. Asıl renginin yeşil olduğunu yine reklamlardan öğrendiğimiz yaşlı başlı adamın, çocuksu davranışlara itilmesi sizi de üzebilir. (!)



Türk bayanlara adres sormayın (!)
İletişim çok ucuz, insanlar çalışmadıkları zaman cep telefonlarından iletişim kuruyorlar. Yoldan geçen birine adres sormak istediğinizde beklemeniz gerekebilir. Zira cep telefonuyla konuşmayan birine rastlamanız biraz zaman alıyor. Türk bayanlara rastlar ve adres sormak gafletinde bulunursanız, ‘dayak atacakları’ hissine kapılabilirsiniz. ‘Bir kısım’ Türk erkeğinin tavır sorunu, ‘ecnebi’ memleketinde de sizi karşılıksız bırakmayabilir.

Kim demiş ‘yemek yerken telefonla konuşmak kabalıktır’ diye
Bu şehirde, yemek yerken telefonla konuşmanın adab-ı muaşeretle ilgili bir ‘sorunsal’ değil, sadece ekonomik bir konu olduğu sonucuna varabilirsiniz. Bir kafede, gayet şık bir bayanın tabağındaki makarnayı afiyetle yerken uzun bir telefon sohbeti yaptığını görebilirsiniz. Demek ki telefon ücretleri ucuzlayınca, adab-ı muaşeret kuralları da değişiyor.

Mağaza tezgahtarlarına dikkat:
Bu alışveriş cennetinde, tezgahtarların ilginç stratejileri var. Ellerinde yoksa bile, istediğiniz ürünün geleceğini söyleyip sizi bekletiyorlar. Bu arada da size mağazadaki değişik elemanlar yanaşıp, ellerinde olan başka bir ürünü almanızı sağlamaya çalışıyorlar. Başarıyla icra ettiğiniz ‘soğuk savaşın’ sonunda kendi istediğinizi alamazsanız bile, onların istediğini de almadan mağazadan ayrılabilirsiniz. Kendi dillerince bir şeyler söyleyebilirler, ama anlayamadığınız için kolayca affedebilirsiniz. (!)

Bir mağazada su istediğinizde, suyu külahta verirler, şaşırabilirsiniz. ‘Meğer külahta sadece leblebi yenmiyormuş’ diye düşünürsünüz. Külahlar miniciktir. Onlara göre hazırlanmış. Kabalık etmemiş olmak için, ikinci külahtan sonra su istemezsiniz. Minicik külahlarda gelen su, memleket hasretinden doğan ateşi söndürmenize yetmez.


Kebap yok ama

Yaygın ortak dünya kültürü de sizi kısa süreli gezilerde gurbet duygusundan koruyor. İnsan kebapsız, ekmeksiz de yaşıyor. Sadece, daha çok mesafe almamız gerektiğini anlıyor insan. Osmanlı’nın mirasını anlatmak yerine yaşamamız gerektiğini tekrar fark edersiniz. İnsanlar okuyorlar. Bilgi gerektiren hedefleri olduğu hemen anlaşılıyor.

Sigara sağlığa zararlıymışİslam ülkelerinin sahip çıktığı sigara tüketiminin ecnebi memleketinde gittikçe azaldığını görmek, içinizi acıtacaktır. Burada yoğun bir sigara aleyhtarlığı var. Tiryakilere karşı bir kabalık yada dışlama yok elbette, ama tiryakilerin alanları daraltılmış. Otel lobileri yada barlar dışında kapalı alanlarda sigara içebilmek nadirattan.


Haşlanmayı beklemek
Bazı lokantalarda, yengeçler camekanlara dizilmiş öylece size bakıyorlar. Hayvanlar, canlı ama bağlı oldukları için kımıldayamıyor. Birisi sipariş verirse canlı canlı sıcak suya atılıyor ve haşlanıyorlar. Oynayan gözleriyle onlar da sizi seyrediyor camekandan. Hayvanların ‘istikbal duygusu’ olmamasına şükrediyor insan. Aksi halde her an haşlanarak ölmeyi beklemek ne kadar zor olurdu kimbilir?

Tanıdık mekanlar

Hong Kong’ta, Nathan Road’da büyük bir cami var. Gurbette tanıdık bir mekana gitmek insanı rahatlatıyor. Şu kadarı söylenebilir: HK kültürüne aşina ve gettolaşmaktan kaçınıp şehre karışacak, şehirle tanışacak bir yaklaşıma büyük ihtiyaç var.


Sevimli insanlar
Honky’ler (Honk Kong’lu anlamına geliyor), onlarla ortak noktalarda buluşup yavaşça genişleyecek samimi bir mesaja sıcak bakacaklardır. Bu açıdan Türkiye’ye çok iş düştüğünü tekrar fark ediyor insan. Mutlaka güzel çalışmalar var. Ancak kısıtlı zaman içinde bunları araştırmak mümkün olmadı.

HK, güzel memleket, hepsi okumuş çocuklar (!). Herkes Bruce Lee’ye benziyor bir yerinden, Biraz da Jackie Chan’a. Henüz fast food’a alışmadıkları için tenleri ışıldayan bu zarif insanların da bazı değerlerle zenginleşmelerini istiyor insan. Herkes gibi, onların da bu zenginliğe ihtiyaçları var.

Meraklısı için, Hong Kong hakkında İngilizce bir site:

http://www.worldexecutive.com/cityguides/hong_kong/attractions.html


-----------------------

SAVAŞ ŞENEL KİTAPLARI

AZ ACILI VE KALICI İNGİLİZCE-YABANCI DİL ÖĞRENMEK İÇİN PÜF NOKTALARI
Kitabın Tanıtım Yazısı
Kitabın Facebook sayfası
Kitabı buradan satın alabilirsiniz: Kitapyurdu.com

(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

ÇAY SAATİ İÇİN HAFİF YAZILAR


(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)




(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)
-------------------

1 comment:

azucenamaryam said...

gercektin I wanna be you when I grow up. A world traveler