Showing posts with label Çin. Show all posts
Showing posts with label Çin. Show all posts

Saturday, August 23, 2008


TURİST OLMANIN PÜF NOKTALARI

Yabancı ülkelerde yolculuk etmenin bazı ilkelerini keşfettim. Bunların bazıları elbette bizim ülkemiz için de geçerli. Sizlere yararı olur düşüncesiyle bir kaçından söz edeyim.

Bir ülkeye gitmeden önce otel rezervasyonunu yapın ya da bir tanıdığınıza yaptırın. Nasıl bir semtte ve nasıl bir otelde kalmak istediğinize karar verin. Otel rezervasyonu yapmadan gitmek durumunda kalırsanız elinizde bagajlarla otel otel dolaşmayın. Çünkü size muhtemelen normalden yüksek bir fiyat söyleyeceklerdir. Otelin birine eşyalarınızı bırakabilir ve başka otellere elinizde hafif eşyalarla gidebilirsiniz. Böylece pazarlık yapma şansınız olacaktır. İlk günü pahalı bir otelde geçirmek durumunda kalsanız bile ertesi gün dolaşın ve başka bir otel bulun ve hemen taşının.

Odanızı kaç gün tutmak istediğinizi netleştirin ve iyice belirtin. Siz beş gün kalmak isterken, üçüncü gün sizi kapıya koyabilirler. Siz de yeniden otel aramak zorunda kalabilirsiniz. Kaç gün kalmak istediğiniz konusunda iyi anlaşın.

Gitmek istediğiniz ülke hakkında biraz okumakta ve plan yapmakta yarar var. Böylece neler yapmak istediğinizi biraz daha farkında olur ve sonradan kaçırdığınız şeyler için hayıflanmazsınız. Sözgelimi, sizce çok önemli bir binanın ya da kurumun yanında her gün geçebilir ama bunu ülkenize geri döndükten sonra farkına varabilirsiniz.

Başka bir ülkeye gitmeden önce kur farkı ve fiyatlar hakkında aşağı yukarı bir bilgi edinin. Para birimini iyi tanıyın. Yabancı bir parayı harcarken insan dikkatli olamayabiliyor. Farkındalık içinde olun. Sözgelimi Çin’in para birimiyle Hong Kong para biriminin, Türk Lirası olarak karşılık değeri neredeyse aynıdır. Ama Hong Kong’ta hayat Çin’den daha pahalıdır. Kur değeri aynı diye iki ülkede de maliyetin aynı olduğunu düşünmeyin.

Üzerinde fiyatı yazan şeyleri satın alın. Üzerinde fiyat yoksa, muhtemelen turistlere uygulanan abartılı bir fiyatla karşılaşacaksınız. Fiyatların yazılı olmadığı yerlerde kesinlikle pazarlık edin. Utanmayın, sıkılmayın. Acı gerçeği açıklayayım: tüketici her zaman bir kıskacın içinde. Turistseniz durum daha da vahim, unutmayın.

Pazara gittiyseniz ve fiyatlar belli değilse, pazarlık yapın. Verilen fiyatın dörtte biriyle başlayabilirsiniz. Utanmayın. Acı gerçek şu ki almak istediğiniz ürünün gerçek değeri zaten odur. Yabancı olduğunuz için birazcık daha yüksek bir fiyat vereceksiniz. Bundan kaçamazsınız.

Anlamadığınız her şeyi sorun. Anlayana kadar zorlayın. Bunu yapmazsanız zararlı çıkarsınız. Sözgelimi, uçak biletinizi bir gün sonraya ya da bir gün önceye almak istiyorsunuz. Bunun iki kişi için ne kadar masrafı olduğunu sorduğunuzda size tek kişilik fiyat söylerler. Siz, tekrar verilen fiyatın iki kişi için ne kadar olduğunu sorun. Tam fiyat alın. Ücretsiz olduğu hissi verilen hizmetlerin bedava olup olmadığını yeniden sorun. Çünkü tüketicinin algısıyla ilgili zaafların çok iyi kullanıldığından kesinlikle eminim ve siz de bunu farkında olmalısınız.

Bir mağazaya girdiniz ve bir şey satın almak istediniz. Hong Kong’ta şöyle bir teknik uygulanır: Size almak istediğiniz şeyin biraz sonra geleceği söylenir ve siz beklerken başka bir ürün almanız için sizinle konuşulur. Siz inatla beklerseniz, büyük ihtimalle beklediğiniz gelmez.

Özellikle Çin’e gidiyorsanız yanınıza yiyecek alın ya da Türk/ Müslüman lokantalarının yerlerini öğrenin. Dini açıdan düşünüyorsanız bu şart. Fakat Müslüman da olsalar, sonuçta yabancı bir mutfakla karşı karşıyasınız, şaşırmayın. Yok kilo vermek istiyorsanız, daha çok meyve ve sebze tüketebilirsiniz.

Yabancı bir ülkede Türkiye’de yapılabilecek şeyleri yapmayınız. Gerçi ben Türkiye’de yazabileceğim halde yabancı ülkelerde yazmayı severim. Daha çok ilham verici ve keyiflidir. Bu bağlamda yazarlık başka bir konu. Ama siz orada, o ülkeye has şeyleri, (kendi iç bütünlüğünüze zarar vermeden) yapın. Çok az uyuyup çok dolaşın, çok görün derim.

------------
Hong Kong
-----------------------

SAVAŞ ŞENEL KİTAPLARI

AZ ACILI VE KALICI İNGİLİZCE-YABANCI DİL ÖĞRENMEK İÇİN PÜF NOKTALARI
Kitabın Tanıtım Yazısı
Kitabın Facebook sayfası
Kitabı buradan satın alabilirsiniz: Kitapyurdu.com

(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

ÇAY SAATİ İÇİN HAFİF YAZILAR


(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)




(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)
-------------------

SİZE BU KEZ ÇİN'DEN YAZIYORUM

Yabancı ülkelere gittiğimde, o farklı atmosfer içinde yazmayı severim. Bilgisayar dünyasını göz önüne alınca “emektar” diyebileceğim bilgisayarımı yanıma alır ve bir kafe bulurum. Otel odalarında yazamam. Yazdığım mekanda internet bağlantısı olmamalı, mailler, mesajlar dikkatimi dağıtmamalıdır. Ofisimde yazma olanağım yoksa, yurt dışındaysam otel odası yerine insanların arasında olmak isterim. Etrafımda başka dilden konuşan insanları duymalı, sokaktan gelip geçenleri görmeliyim. Bir keresinde Berlin Tegel havaalanında gündüz dört saat boyunca yazmıştım, o da keyifliydi, ama yazmak için vakit özellikle gece olmalı. İçecek olarak tercihim, öncelikli olarak çaydır. Yoksa kahve ya da buna benzer bir içecek alırım.

Yabancı ülkelerde yazmak benim hayallerimden biriydi ve bu aralar bu hayalimi sık sık gerçeğe dönüştürebiliyorum. Şu anda da yine yabancı bir kentteyim. Çin hükümetinin Hong Kong’a bir alternatif olarak ortaya çıkardığı “yıldız” olan Schenzen’deyim. Kocaman binaların arasında yürüdükten sonra bir kafe keşfettim. Saat 01.40. Ülkemdeyse şu anda saat 19.30. Çevreyi bilmiyorsam, otele yakın yerleri tercih ederim. Şu anda da otele yakın bir kafedeyim.

İnsanlar, yabancılara alışık değillerse önce bir bakarlar sonra da buyur ederler. Fiyatlara bakar ondan sonra sipariş veririm. Fiyatları belli olan şeyleri alırım. Dillerini bilmesem de tebessüm ve nezaket her şeyi halleder. Gittiğim yabancı şehirlerde kötü bir muameleye rastlamadım. Pekin havaalanında üç şişe suya 45 RMB/ yuan yaklaşık 7,5 YTL verişim bu konuda bir istisna. (Normalde bir şişe su 500 Krş civarındadır.) Uçaktan inmiştim, dalgındım, masumdum. (!) Durumu anlayınca da çok geç olmuştu. Tabi ki nereye gittiğiniz çok önemli.

İş amaçlı dolaştığımız ve meşgul olduğumuz için müzelere ve tarihi yerlere sık sık gidemiyorum. Bunu tamamiyle turist olarak geleceğim daha ileri bir tarihe erteliyorum. Bununla birlikte sürekli etrafı gözlemlemeye ve farkları görmeye çalışıyorum. Ortak yanları bulmaya da çalışmam. Birbirimize benzemek zorunda olmadığımızı düşünürüm. Ama her yerde geçim derdi, çok çalışıp az kazanan ve az ama akıllıca çalışıp çok kazanan insanlar vardır. Bu durum, her yerde aynıdır. Elbette kazanç biraz da nasip işidir. Ama “akıllı çalışma” konusu üzerinde düşünmeli derim.

Anlaşılan burası sabaha kadar açık. Şu anda kafenin önündeki sokakta kimsecikler yok. İnsanlar çoktan evlerine gitmiş durumda. Kafede birkaç kişi var sadece. Ama ben turist olmanın avantajını kullanıyorum ve gecenin havası içinde yazıyorum. Yazılarımı derliyor toparlıyorum. Bu arada zihnimde ne kadar çok şey biriktiğini anlıyorum. Bilgisayarımın pili dolu ve masanın yanında elektrik prizi de var. İnsan daha ne ister!

Çin yemeklerini tatmaktan ve içinde ne olduğunu anlamaya ya da nasıl bir pişme sürecinden sonra o hale geldiklerini kavramaya çalışmaktan yorgun düşmüş durumdayım. Dolayısıyla şu anda midemi boş tutuyorum ve otele gidince bol bol meyve yiyeceğim.

Uçağa binmeden önceki hafta çok yoğun geçmişti. Rahat yolculuk edebilmek için işlerimi bitirmek ve çevirdiğim bir kitabı da bitirip yayınevine verebilmek için birkaç gece uykusuz kalmıştım. Ne iyi etmişim de işlerimi bitirmişim. Ödenmesi gereken faturaları önceden ödedim ve yola çıktım. Ne iyi yapmışım! Şu anda bulunduğum Schenzen kentini ve ondan önce uğradığımız diğer kentleri daha iyi duyumsamak, hissetmek mümkün oldu böylece.

Başka ülkeler görmek güzel, siz de bunu yapın! Schenzen’e çay ya da kahve içmeye beklerim.

------------
Schenzen------------
-----------------------

SAVAŞ ŞENEL KİTAPLARI

AZ ACILI VE KALICI İNGİLİZCE-YABANCI DİL ÖĞRENMEK İÇİN PÜF NOKTALARI
Kitabın Tanıtım Yazısı
Kitabın Facebook sayfası
Kitabı buradan satın alabilirsiniz: Kitapyurdu.com

(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

ÇAY SAATİ İÇİN HAFİF YAZILAR


(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)




(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)
-------------------


GELENEĞE YASLANMAK

Yurt dışında gezilere gittiğimde bir şey çok dikkatimi çekti. Özellikle Malezya’da ve Çin’de dikkatimi çeken şey, her şeyin bir şekilde geçmişle ilintili olmasıydı. Aynı şeyi Almanya’nın değişik kentlerinde de gördüm.

Honk Kong’ta gördüğüm bir gökdelenin Malezya’da gördüğüm bir gökdelenden farklı olduğunu söylesem size çok çarpıcı gelmez değil mi? Ama İstanbul’u aklınıza getirin ve bunun üzerinde tekrar düşünün derim. İstanbul’da yüksek bir binaya baktığınızda Osmanlı izlerini görüyor musunuz? Ben göremedim, belki de mimar olmadığım içindir. Ama nasıl oluyor da Malezya’daki bir gökdelenle Hong Kong’taki ya da Schenzen’deki gökdelenlerin farklı olduğunu anlayabiliyorum? Demek ki aralarında bir fark var.

Bu durum beni üzüyor. Osmanlı hayranı olmamız gerekmiyor. Ama Osmanlı hayranı “olmamak” zorunda da değilim. Bir Çinliyle ya da Almanla konuşurken arkadaki mirası “gümbür gümbür” hissediyorsunuz, neden ben geçmişimi “cami avlusuna” bırakayım. Yabancıları ülkeme konuk ettiğimde onlara ne anlatacağım, bizi bir gün sokakta bulduklarını ve geçmişimizin karanlık olduğunu mu? Yabancı misafirlerimiz İstanbul’a neden geliyorlar? Hamburger yemeye mi? Bir keresinde Üsküdar’da cami avlusunda iki İspanyol turiste rastlamıştım. Birisi mimardı ve bana Mimar Sinan’ın çalışmalarıyla ilgilendiğini söyledi. İstanbul’a onun için gelmiş. Ben de çok sevinmiştim, “sağ olsun, Mimar Sinan” diye içimden geçirmiştim. Evime konuk ettiğim yabancı misafirler, bana hep geçmişimizden, köklü özelliklerimizden söz açıyorlar. Evdeki modern araçlar değil, hat yazıları, tezhipler v.s. ilgilerini çekiyor. Düşünün bir yabancı bir ülkeye neden giderdiniz, sizde olanları görmek için mi?

Elbette, zaman zaman yabancı bir ülkede size ait şeyler bulmak hoş oluyor. Bir bardak çay ya da Türk mutfağını görebilmek hoş. Belki daha hesaplıysa alışveriş yapmak da harika oluyor. Ama genel olarak, yabancı bir ülkede benim aradığım hep farklı olan ve geçmişi olandır.

Bunları neden anlatıyorum açıklayayım. Neşet Ertaş dinlemekle köylü olacağını sanan, modern olduğunu ispatlamak için delice çırpınan insanlar görüyorum. Keyif aldığı için değil, muhafazakar olmadığını göstermek için sarhoş olana kadar içen insanlara rastlıyorum. Bu üzücü bir şey. Keyif almak için değil de, modern olduğunu göstermek için içmek ya da buna benzer bir şey yapmak bana çok garip geliyor. Aksine ilkeleriniz olduğu için içmemek ya da başka bir şeyi yapmaktan kaçınmak, insanlarda saygı uyandırıyor. Aslına bakarsanız, paylaşmak için değil, sizi kendilerine benzetmeye çalışmak için çırpınan insanlarla görüşüyorsanız, dikkatli de olun derim. Ben bu tür insanların görünmeyen başka bir amaçları olduğunu düşünmüşümdür her zaman.

Paylaşmak çok farklı bir kavramdır. Sözgelimi Çinlilerle yemek yerken çubuk kullanırım, eğlenceli olur, hoşlarına gider. Bana karşı daha açık olurlar. Fakat çubukla yemek yiyişim, Çin kültürüne karşı kör bir hayranlık duyduğum için ya da çatal-kaşık kullanmaktan utandığım için değildir.

Bunu dil öğrenmeye benzetiyorum. Kendi ana dilini gerektiği kadar bilmeyen, onu hissedemeyen başka dillere de saygı gösteremez ve fazla da öğrenemez. Yabancı kültürleri takdir etmek de önce kendi kültürünü tanımaktan geçiyor. Geçmişi her şeyiyle onaylamak zorunda değiliz, ama tanımamız gerekiyor diye düşünüyorum.
-----------------------

SAVAŞ ŞENEL KİTAPLARI

AZ ACILI VE KALICI İNGİLİZCE-YABANCI DİL ÖĞRENMEK İÇİN PÜF NOKTALARI
Kitabın Tanıtım Yazısı
Kitabın Facebook sayfası
Kitabı buradan satın alabilirsiniz: Kitapyurdu.com

(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

ÇAY SAATİ İÇİN HAFİF YAZILAR


(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)




(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)
-------------------